|
|
 |
|
|
 |
Türkiye’nin laikliğini örnek almanın vakti
Araplar, Türkiye’nin bölgedeki ılımlı rolünü alkışlarken AKP’nin gücünü laiklikten aldığını unutmamalı. Laik Türkiye’nin değerini bilelim, zira bu model mezhep kavgasını aşmamızın ve İsrail’e karşı birleşmemizin tek yolu.
Münir El Hatib, Al Hayat
15 Temmuz 2010
Türkiye’nin Arap-İsrail ihtilafı konusunda ortaya koyduğu yeni yaklaşımı bütün Araplar takdir etmeli. Fakat Araplar olarak, Türkiye’yi takdir ederken diğer yorumculardan farklı olarak aceleci davranmamalıyız. Bu kişiler Türkiye’nin bölgedeki dengeleri kıracağını ve bir başka eksene geçtiğini düşünüyor. Ancak söz konusu ılımlılığın ve Tayyip Erdoğan’ın liderliğindeki AKP’nin etkinliğinin arkasında Atatürkçü mirasın bulunduğunu görmüyorlar. AKP’yi bir kere alkışlayacaksak, Atatürkçü mirası iki kez alkışlamalıyız.
Filistin sorununun sancağını taşıyan Arap ve Arap olmayan ülkelerin sorunu geçmişte kültürel, ekonomik ve toplumsal kalkınma bağlamında değil de popülist, silahlı ve ideolojik bağlamlarda ele almış olduğunu göz önünde bulundurduğumuzda şunu anlıyoruz: Kültürel, ekonomik ve toplumsal bağlamların gözardı edilmesi, Filistin sorunu sadece düşman İsrail ve emperyalist Batı’yla değil, aynı zamanda modernitenin değerleri ve özellikle de modernitenin en önemli kazanımı olan devlet kavramıyla da çatışma sahasına dönüştürdü.
Laik yüzü İslamcı yüzünden önemli
İsrail’in bizimle savaşlarındaki askeri zaferine, gelenek ve ideolojik muhafazakârlığın bizim toplumlarımızın iç yapısını inşa etmedeki zaferi ve İsrail’le mücadele söylemlerinde aşırılıkçılığın dozunun yükselmesi eşlik ediyordu. Bu nedenle Türkiye’nin bölge sorunlarına müdahalesinin bedelini laikliğinin ve Atatürkçü geleneğinin aşınmasıyla ödememesini temenni ediyoruz. Türkiye bir yandan AB’nin üyeliğini engellemesi karşısında, diğer yandan da toplumlarımızdaki hâkim ideoloji ve AKP’nin ideolojisi sebebiyle, bizim sorunlarımızla İslamcı bakış açısı üzerinden ilişki kuruyor. Bazılarının Türkiye’nin rolü konusunda duyduğu sevincin de sırrı bu. Bazıları bu rolü Suudi Arabistan-Mısır-Suriye üçlünün yokluğunun alternatifi olarak görmek istiyor. Kimileri de Türkiye’nin İran’la mücadelede Sünnilere ağırlık kazandırmasını istiyor.
Türkiye’nin rolüne tarih penceresinden bakarsak, bölgenin geleceği açısından bu ülkenin laik yüzünün İslamcı ve popüler yüzünden daha önemli olduğunun farkına varırız. İslamcı ve milliyetçi siyasilerimizin görmek istemedikleri de bu. Ülkelerimizin yeni direnişçilere, şehit olmak isteyenlere ve bir başka çatışma sloganı paketine ihtiyacı yok. Ülkelerimizin ekonomik, bilimsel ve kültürel kalkınmaya, iç savaşları sonsuza dek ortadan kaldıran toplumsal anlaşmalara ve hukuk devletlerine ihtiyacı var. Ülkelerimiz bu misyonlar yönünde yürürse İsrail ciddi bir çıkmaza girer. Türkiye’nin laik yüzünün, Arap siyasilerin görmek istemediği içeriği bu. Bu içerik gelenekten daha önemli.
Laiklik, İsrail devletinin Yahudiliği ilkesine en ideal tarihi yanıttır; zira bu ilke toplumlarımızdaki mezhepçi ve dini oluşumların patlamasının yanı sıra İsrail’de iktidardaki siyasilere egemen olan ideolojik aşırılık sayesinde kendisine gerekçe buluyor. Laik Türkiye bölgemizin geleceği için İslamcı Türkiye’den daha önemli. Zira Türkiye laik sıfatıyla Şii İran’a karşı mücadelede Sünni bir ağırlık oluşturmakla kalmaz. Aynı zamanda Arapların içinde bulunduğu bölünmüşlüğün, geleneğin kin ve yaralarından kurtulmuş bir gelecek projesi çerçevesinde barış ve demokrasi sayesinde aşılmasını sağlar.
Zira geleneğe dönüş, geçmişin kinine ve ebedi bölünmüşlüklere dönüş anlamına gelir. Bu nedenle laiklik Müslümanlar arasındaki ilişkiler açısından da şart. Zira bizi iç savaşlarımızdan kurtarabilecek tek araç bu. Bölgenin sosyal dokusu çeşitli mezhepleri, dinleri ve etnik kimlikleri barındırıyor. Laikliğin ve modernitenin sağlayacağı ilerleme bölge halkları için çekici bir model oluşturacaktır. Türkiye, çoğu Müslüman ülkenin altında ezildiği kederli hali büyük ölçüde aşabilen tek İslam ülkesi.
Humeyni İslam’ı ‘kuraklığın’ ürünü
Laiklik aynı zamanda Türkiye’nin geleceği için de önemli. Zira modernitenin etkisi altında gerçekleşen tek İslamcı deneyim olan Türk laikliği, İslam’ın ötekine karşı kimlik krizi yaşanmadan ve aşağılık duygusu taşımaksızın modernlikle harmanlanabileceğini kanıtladı. AKP’nin İslam’ıyla Taliban, Kaide ve Humeyni’nin İslam’ı arasındaki fark, Atatürkçü deneyimin çocuğu olması. Diğerleriyse kuraklığın ve şiddetin deneyimleri. Zira modernite karşıtı bir iklimde doğup şekillendiler.
Türkiye’deki laiklik yüzyılın başından beri Doğu ve Batı, gelenek ve modernite gibi ikilemler mantığından kurtulma noktasında bize destek oluyor. Türk laikliği İslam dünya-sını evrensel esnekliğe çeken bir lokomotif. Ayrıca Türklerin, bölgedeki rejimlerle diğer güçlerin araçlarını ve yöntemleri kullanarak bölge çekişmelerine girmemesinin de garantisi.
|
|
|
|
|
 |
|
|
|