Gündem Ortadoğu Avrupa Amerika Afrika Rusya-Kafkasya Asya Ekonomi Kültür-Sanat Çevre
Rus casusları ve stratejik istihbarat

Tarihteki kritik dönüm noktalarında Amerikalı ve Rusların kullandıkları en etkili nüfuz etme teknikleri,meydana gelen değişiklikleri önceden haber verme konusunda başarısız oldular. Çünkü istihbarat operasyonunun temel önermesi yanlıştı.

George Friedman, Stratfor
18 Temmuz 2010

Amerika Birleşik Devletleri bir grup Rus casusunu yakaladı ve Rusya’nın elinde tuttuğu casusluk faaliyetlerinde bulunan dört kişiyle değiş tokuş etti. Medyanın bu sorunu yansıtma yolu üç gruba ayrılıyor:
-Soğuk Savaş geri döndü,
-Soğuk Savaş’ın bittiğini varsayarsak bu tür modası geçmiş istihbarat operasyonları şüphe uyandırıyor,
-Ve Rus casus halkası zamanını amaçsızca düşünce kuruluşlarını ve açık toplantıları eski ve yetersiz bir çaba göstererek kolaçan etmekle harcıyor.
Dünyanın küresel ve birbirine bağlı olduğu söyleniyor. Bu, belli bir ülkenin etkileşimde bulunduğu ülkelerle ilgili üç şeyi öğrenmesi için durumu hayati kılıyor.
Birincisi diğer ülkelerin neler yapabilme kapasitesi olduğunu öğrenmesi gerekiyor. Askeri, ekonomik veya politik olsun diğer ülkelerin neler yapabileceğini bilmek o ülkelerin olası hamlelerini sınırlandırmayı, hayallerini ve bu hayallere yönelik söylemlerini ortadan kaldırmayı sağlar. İkincisi ülkenin diğer ülkelerin nelere niyeti olduğunu bilmesi gerek. Bu kısa vadede özellikle niyetler ve kapasiteler eşleştiğinde çok önemli. Ve üçüncüsü ülkenin diğer ülkelerde o ülkelerin hükümetlerinin beklemediği olası gelişmeleri önceden bilmesi gerek. Bir ülkenin daha güçlü olması o ülkenin neler yaptığını öğrenmeyi daha önemli hale getiriyor. Amerika Birleşik Devletleri dünyanın en güçlü ülkesi. İşte bu yüzden ABD dünyanın diğer ülkelerinin başlıca odak noktası. ABD’nin ne yapacağını bilmek ve politikayı buna göre değiştirmek ülkeleri zorluklardan ve hatta felaketlerden kurtarabilir. Bu ihtiyaç ABD ile sınırlı değil elbette. Dünyadaki her ülkenin elinde bağlı olduğu ülkeleri içeren bir liste var ve her ülke listesindeki bu ülkeleri göz hapsinde tutuyor. Bunlar düşman, dost ya da sadece bir tanıdık olabilir. Ülkeler için diğer ülkeleri, şirketler için diğer şirketleri ve bireyler için diğer bireyleri takip etmemek, izlememek mümkün değil. Bunu nasıl yaptıkları çok değişken; yaptıkları insanlık halinin daimi tarafı. Rusların ABD’de neler olup bittiğini gerçekten öğrenmek istemelerinin şoku sözün kısası abartılı.

Rusya’nın casusluk metodu sınandı
Rus casuslarının acemi olduklarını düşünelim. 1920’ler ve 1930’lar boyunca Sovyetler benzersiz bir casusluk modeli geliştirdiler. Kesinlikle hükümet yetkililerini ele geçirebilir ya da belgeleri çalabilirlerdi. Üstün oldukları şey kilit pozisyonlara tespit edilemez casuslar yerleştirmeleriydi. Sovyet yetenek avcıları potansiyel elemanları keşfetmek için sol toplantılarda gezinirlerdi. Bunlar kusursuz bir geçmişi ve solla sadece sınırlı bir teması olan gençlerdi. İdeoloji temelli olarak ve az da olsa para, seks veya şantaj yoluyla istihdam edilirlerdi. Bir daha asla komünistlerle ya da yoldaşlarla temas kuramazlardı. İşe ülkelerinin istihbarat servisleri, dışişleri veya savunma bakanlığı gibi kuruluşlar tarafından alınırlardı.

Aileleri ve akademik geçmişleri göz önünde tutulursa işe alınırlardı. Daha sonra giderek yükselerek 20 veya 30 yıl görevde kalırlar ve zaman zaman kariyerlerini ilerletmek için verilen bilgi kırıntıları vasıtasıyla Sovyetlerden yardım alırlardı. Sovyetler işe alınan ajanın çift taraflı çalışabileceğini anladılar. Fakat bu malzemenin kökeninin şüpheli olduğu gibi özel amaca yönelik bilgi çalma da riskliydi. Henüz ajan olmamış insanları istihdam etmek uzun yıllar yöneticilik üzerine psikolojik ve maddi bir bağ yaratıyor ve onları sadakatlerini sınamak için çok vakti olan üst düzey istihbaratçı ya da bakanlık yetkilisine çeviriyor. Sovyetler bu yolla sadece daha fazla güvenilir bilgi almadılar aynı zamanda diğer ülkelerin karar alma süreçlerini etkileme kabiliyeti elde ettiler. 1930’larda genç bir adamı işe almak, onu OSS (Office of Strategic Services-ABD eski gizli servisi) ve CIA ile çalıştırmak ve CIA’de üst düzey görevlere gelmesini sağlamak –bu hiç olmadı- Sovyetlere bilgiyi ve kontrolü getirebilirdi. Bu operasyonlar on yıllar sürdü ve Sovyet idarecileri tüm kariyerlerini sadece tek bir kariyeri yönetmeye harcayabilirlerdi. Dört aşama vardı:
-Uygun adayları belirlemek,
-Onları değerlendirmek ve işe almak,
-Onları örgütlere sokmak ve yükselmelerini sağlamak,
-Ve onları sömürmek.
Üçüncü aşama ne kadar uzun sürerse dördüncü aşama o kadar verimli olurdu. Haberlerden Rusların ABD’de ne yaptıklarını anlamak zor fakat Ruslar hakkında bildiğimiz iki şey var: Aptal değiller ve gayet sabırlılar. Tahmin etmek gerekirse –ki ediyoruz- bunlar yetenek avcıları. Düşünce kuruluşlarındaki toplantılara gitmiyorlardı çünkü muhtemel eleman bulmak yerine gazeteleri dinlemekle ilgileniyorlardı. Bunlar 22-30 yaş arasında, stajını yapan veya işe yeni girmiş, aileleri ve akademik geçmişleriyle ABD hükümetinin gizli alanlarında kolayca işe alınabilecek ve 20-30 yıl boyunca Moskova’ya bilgi ve kontrol sağlayacak kişilerdi. Bizim görüşümüze göre medya Moskova’nın görevlerinden ikisini birleştirmek zorunda kalabilir.

İkiz amaçlar ve casusluk düellosu
Rusya uzmanlarından biri olan Don Heathfield bir zamanlar beş oturumluk bir toplantıda bir Stratfor elemanına yakınlaştı. Bu yakınlaşmanın, Rusya uzmanının Stratfor elemanından kendi şirketinin geliştirdiği yazılımı denemesini istemesi dışında bir amacı yoktu. Sunucularımızın Moskova’ya yönlendirildiğinden şüphelendik. O anda onun kim olduğunu bilmiyorduk. (Olayı FBI’a rapor ettik. Fakat bu söylentiler her yerde ve biz sadece bunlardan biriyiz).

Yakalanan Rus grup görünüşte bilgisayarlara izinsiz girebilmek için kamuflaj olarak yazılım satımı yapan bir adam kullanıyordu. Tartışıldığı gibi bu grup yetenek avcıları da içeriyordu. Anna Chapman’ın yetenek avcılarının işe alım aşamalarının bir parçası olarak getirildiğini tahmin edebiliriz. Görünüşe bakılırsa kamufle etmede başarısız olan Chapman ile Stratfor’dan kimsenin tanışma fırsatı olmadı. Yetkililerin görevlerinin her aşaması muazzam bir zaman, sabır ve bunların ötesinde gizli kalmayı gerektiriyor. Yetkililer uyumlu olmalılar (bu olayda bunu yeteri kadar yapamadıkları görülüyor). Bu konuda Rusların Amerikalılara göre bariz bir avantajları bulunuyor. Örneğin Rusların uzun vadeli konuşlanmaları sizi ABD’ye götürür. Amerikalılar aynı şeyi denese insanları mükemmele yakın bir aksanda Rusça öğrenmek için yıllarını harcamaya ve 20-30 yıl boyunca Rusya’da yaşamaya ikna etmek zorunda kalır. Bazıları bunu isteyebilir ancak bu sayı Amerika Birleşik Devletleri ya da Batı Avrupa’da aynı zamanı geçirmeye hazırlanan Ruslar kadar değil. Amerika Birleşik Devletleri bu yüzden kaynakları istihdam edebilir (genelde samimi olanları). Belgeleri satın alabilir. Fakat son derece sabırlı, uzun vadeli konuşlanmalar ABD için çok zordur. Bu ABD kariyer modeli ve aile beklentileri ile uyuşmaz. Amerika Birleşik Devletleri bu süreç için teknik istihbaratı atamıştır. Bu yüzden en önemli ABD istihbarat teşkilatı CIA değildir; Ulusal Güvenlik Teşkilatı’dır (NSA). NSA haberleşmeleri yakalamaya, bilgisayar ağlarının içine sızmaya, şifrelemeye ve buna benzer şeylere odaklanır (bu konularda başarılı olduğunu varsayacağız). Bu yüzden Ruslar emekliliklerine kadar elemanlarının kariyerlerini kontrol etme peşinde koşarken NSA elektronik olarak kaydedilen her şeye sızmaya çalışır. Buradaki amaç niyetleri ve yeterliliği anlamaktır. Buna göre hedef NSA’dan habersiz olursa NSA iyi iş çıkarmış olur. Pek çok sebepten bu yol ajan yerleştirmekten daha iyi ve hızlı istihbarat sağlar, ancak bu yolun etki etme özelliği yoktur.

İstihbarat varsayımı
Sonuçta tüm ABD ve Rus modelleri –aslında pek çok istihbarat modeli- birey ne kadar kıdemliyse kendisinin ve ekibinin daha fazla bilgisi olur varsayımı üzerine kurulmuştur. Bunu daha çarpıcı bir şekilde söylemek gerekirse, bu modeller kıdemli (ve diğer) bireylerin söylediklerinin, yazdıklarının ve hatta düşündüklerinin mevzubahis ülkenin en önemli şeylerini açığa çıkardığını varsayarlar. Bu nedenle kıdemli bir hükümet görevlisini kontrol etmek veya telefon görüşmelerini ve e-maillerini dinlemek ülkenin yapacağı eylemlerden korunmayı sağlıyor, bir nevi geleceği görmek denebilir.

İki olayı ele alalım: 1979 İran ve 1989’dan 1991’e Sovyetler Birliği. İran’da Şah’ın düşüşü ve Sovyet imparatorluğunun yıkılması ABD için çok önemli olaylardı. ABD’nin Şah’ın kıdemli yetkililerinin ve ekibinin İran Devrimi’ne giden süreçte bildiklerini, yazdıklarını ve söylediklerini bildiğini varsayalım. Ya da Şah’ın başbakanının veya Sovyetler Birliği Politbüro’sunun bir üyesinin uzun dönemli bir köstebek olduğunu. Bu senaryoların hiçbiri olan olayların gidişatında bir değişiklik yapamazlardı. Çünkü sonuçta saygıdeğer kıdemli önderlik olayların ne şekilde cereyan edeceğini bilmiyordu. Bir bakımdan bunun nedeni inkar etmeleriydi, fakat bunun en büyük nedeni gerçekleri bilmemeleri ve olayları adamakıllı yorumlamamalarıydı. Tarihteki bu kritik dönüm noktalarında Amerikanlar ve Rusların kullandıkları en etkili nüfuz etme teknikleri meydana gelen bu değişiklikleri önceden haber verme konusunda başarısız oldular. Çünkü istihbarat operasyonunun temel önermesi yanlıştı. Casusluk yapan ve nüfuz eden insanlar basitçe kendi yeterliliklerini anlamadılar –diğer bir deyişle kendi saygıdeğer ülkelerindeki gerçeği- ve bu nedenle ne yapılacağı konusundaki niyetleri alakasız ve doğrusu yanıltıcıydı. İstihbarat servislerinin hedeflerinin değerli bilgilere sahip olduğu ve kararlarının olacakları ifade ettiği pek çok örnekten sonra bunu kaydederken çok ihtiyatlı olmalıyız. Sisteme ait değişiklikleri önceden tahmin etmeyi istihbaratın en önemli kategorisi olarak kabul edersek bunlar istihbaratın hedeflerinin en azı en sonunda bildiği olaylardır. Japonlar Pearl Harbor’u vuracaklarını biliyorlardı ve bu olayın son derece önemli olduğu bilgisine sahiplerdi. Fakat İngilizler Singapur’da çökecekleri gerçeğini bilmiyorlardı ve bunu İngilizlerin lehine çevirecek bir bilgi sağlamanın hiçbir yolu yoktu.

Üç istihbarat sınıflandırmasıyla başladık: yeterlilikler, niyetler ve olacaklar. İlki bazen hemen görülebilen nesnel bir ölçüdür fakat daha sıklıkla hedef ülkedeki biri tarafından tutulan veri vasıtasıyla elde edilir. En önemli konu verinin ne söylediği değil ne kadar kesin olduğudur. Buna karşılık niyetler ise karar vericilerin öznel planlarını ifade eder. Tarih hiçbir zaman uygulanmamış ya da uygulanmışsa bile karar vericinin beklentilerinden çok farklı sonuçlar doğurmuş niyetlerle doludur. Bizim görüşümüze göre bu kategorinin en önemli yönü potansiyel beklenmedik sonuçlardır. Örneğin George W. Bush Irak’taki gerilla savaşında batağa saplanmayı beklemiyordu. Beklentileri ve sonunda olanlar çok farklı şeylerdi çünkü Amerika ve Irak’ın yeterlilikleri konusundaki görüşü gerçekle bağdaşmıyordu. Amerikan ve Rus istihbaratı kaynak temellidir. Kaynakların değeri vardır fakat şüphe ile ele alınmaları gereklidir, yalan söylediklerinden değil, çünkü en üst düzeydeki kaynak bile yanılabilir ve zaman zaman tüm yönetim yanılabilir. Eğer istihbaratın amacı neler olacağını öngörmekse ve bu kaynak temelliyse kaynağın ne olacağını ve nasıl rol yapacağını bildiğini varsayar. Fakat genellikle değil. Rus ve Amerikan istihbarat servisleri kaynak takıntılıdır. Görünüşte bu akla yatkın ve gerekli olan şeydir. Fakat çoğunlukla (her zaman değil) doğru olan kaynakla ilgili bir şey varsayar ve aslında sadece en önemli konularda seyreklikle doğrudur. Bizim görüşümüze göre istihbaratın amacı açıktır: mümkün olduğunca fazla bilgi toplamak ve bunları kesinlikle üst düzey kaynaklardan almak. Fakat sonunda sorulması gereken en önemli soru üst düzey kaynağın olacaklar hakkında bir ipucuna sahip olup olmadığıdır.

Ne düşünüleceği bilgisi olmazsa olmazdır. Fakat oyun dışında amacın ve kişisel olmayan güçlerin nasıl etkileşim göstereceği ve rolleri en önemli durumdur. Kaynaklara odaklanmak istihbarat aleminin hedefin düşünceleri tarafından oluşturulmasına olanak tanır. Bazen bunun büyük bir değeri vardır. Fakat bazen üst düzey kaynağın ne olacağı hakkında hiçbir bilgisi yoktur. Bazen Gorbaçov’un ya da Bush’un geleceği planladıkları ve olacaklar hakkındaki düşünceleri ve gerçekte olacakların çok farklı olduğunu itiraf ettikleri kaseti dinlemek gereklidir. Geçen birkaç haftada olan olaylar istihbaratın ajanları istihdam etme ve kurtarma zorunlu işini yaptığını gösterdi. Tüm bu aktivitelerin ölçüsü birinin diğer tarafa nüfuz edip etmediği değil, sonunda sizin istihbarat organizasyonunuzun olacakları bilip bilmemesi ve ne olursa olsun size kaynağın neye inandığını anlatıp anlatmamasıdır. Bazen kaynaklar vazgeçilmezdir. Bazen yanıltıcı olabilirler. Ve bazen de istihbarat organizasyonunun yanıldığını doğrulamanın yoludur.

(Çeviri: Laçin Fazıloğlu)