Gündem Ortadoğu Avrupa Amerika Afrika Rusya-Kafkasya Asya Ekonomi Kültür-Sanat Çevre
Pakistan’ın Afganistan üzerindeki hesapları

Afganistan’daki ABD kuvvetleri komutanı General McChrystal’ın görevden alınması Afganistan Savaşı’na yönelik eleştirileri iyice artırdı. CFR Güney Asya uzmanı Daniel Markey Afganistanlıların ABD’ye olan güvenlerini kaybettiğini, Pakistan’ın ise bu fırsattan yararlanmak istediğini söylüyor.

Council On Foreign Relations
1 Temmuz 2010

Afganistan’daki Birleşmiş Milletler Komutanı, General Stanley McChrystal’ın son günlerde görevden alınması Afganistan savaşına yönelik eleştirileri iyiden iyiye artırırken, Beyaz Saray’ın çıkış stratejisi arayıp aramadığına dair endişeleri de tırmandırdı. CFR Güney Asya uzmanı Daniel Markey, Afganlıların müttefik faaliyetlere olan güvenlerini kaybettiklerine dair bir algının hakim olduğunu, Pakistan’ın ise “bu fırsattan yararlanma” peşine düştüğünü söylüyor. Markey’e göre, Pakistan hükümeti kendine karşı sıcak bir tavır benimseyen ve kendi toprakları üzerinde Hindistan’ın çok fazla nüfuz sahibi olmasına müsaade etmeyecek bir Afgan hükümeti görmek istiyor. Markey, Başkan Barack Obama’nın Birleşmiş Milletlerin Afganistan’dan çekilmesinin başlangıcı için Temmuz 2011 tarihini vermiş olmasının bölgedeki Amerikan politikaları için sorun oluşturduğunu sözlerine ekleyen Markey “Bu tarih insanların kafasına çakılıp kaldı. Afganlılar bu tarihte bölgeye dönük Amerikan çabalarının son bulmasından endişe ediyorlar. Pakistanlılar bunu [ABD’nin bölgeden çekilmesini ç.n.] bir avantaj olarak görürken, Hindistanlılar bu durumdan kaygılanıyorlar.” diyor.

CFR:General McChrystal’in görevden alınması ve Pakistan Yönetiminin Afganlı liderlerle ciddi görüşmeler yürütmek için gösterdiği son çabalar ABD’nin gelecek yıl Afganistan’dan çekilme yolunda olduğu söylentilerine yol açtı. Afganlar ve Pakistanlılar geleceklerini koruma altına almaya uğraşıyor. Bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Daniel Markey: Pakistanlılar ABD’nin eninde sonunda Afganistan’dan çıkış stratejisini uygulamaya koyacağını çok uzun zaman önce tahmin etmişlerdi. Eğer Pakistanlılar bu stratejiyi destekleyebilir ve içlerinde Hakkani örgütü, liderliğini Molla Ömer’in yaptığı Quetta Şura Taliban Örgütü ve diğerleri gibi Pakistanlı gruplara arka çıkabilirse, Pakistan adeta tahta oturacak. Zira Pakistan 2002’den beri bu stratejiyi uygulamaya koymayı dört gözle bekliyordu. Pakistan, Amerikalıların akıllarında devam edip etmeme konusunda bir kararsızlığın mevcut bulunduğunu- ve tabii Kabil’in, ABD ve NATO operasyonlarına olan inancının da sarsılmış olduğunu- fark etmiş durumda; haliyle de bu fırsattan yararlanmak istiyor. CFR:Pakistanlılar ne görmeyi arzu ediyorlar?

Daniel Markey:Pakistanlılar kendine karşı sıcak bir tavır benimseyen ve kendi toprakları üzerinde Hindistan’ın çok fazla nüfuz sahibi olmasına müsaade etmeyecek yetkililerin tasarrufunda bir Afganistan görmek istiyorlar. Bu bakış açısını, Pakistan’ın hem doğu hem de batı sınırından Hindistan’ın ablukasıyla karşı karşıya kalma endişesinden bağımsız düşünmek mümkün değil. Bu endişelerin bazıları paranoyak bir temelden kaynaklansa da, sonuç olarak Pakistanlılar Afganistan’daki gelişmeleri bu şekilde yorumluyorlar. Afganistan’da Hindistan’ın nüfuzunun artması Pakistan’ın, iki taraftan da sıkıştırılacağı konusunda halihazırdaki kaygılarını tetikliyor. Bu yüzden de Pakistanlılar gelecekte Kabil’de baskın ve egemen güç odağı olmalarını garantilemek istiyorlar. Bu isteklerini karşılamaktan yoksun hiçbir gelişme onları memnun etmeyecektir. Bu noktada, El Kaide gibi uluslar arası teröristlerle açıkça sağlam bağları ve yakın ilişkileri bulunan Hakkani Örgütü gibi militan gruplar karşısında ödün vermeden, Pakistan’ın siyasî menfaatlerine uygun düşecek bir strateji üretmek veya bir netice ortaya koymak ABD için asıl zorlu görevi teşkil ediyor.

CFR:Hakkani yapılanması El Kaide ve Usame bin Laden’e yardım ve yataklık mı sağlıyor?
Daniel Markey:Bu su götürmez bir gerçek. Pakistan’ın merkezinde bulunan muhtelif gruplar içinde Hakkani yapılanması, en tehlikeli örgütlerden biri olarak görülüyor. Bu yapılanma aynı zamanda, Hindistan’ın bölgedeki menfaatlerine -bu çerçevede özellikle de Hindistan Büyükelçiliği’ne- zarar verecek eylemler düzenlemek suretiyle Afganistan içindeki şiddeti tırmandırmak için elinden geleni yapan örgütler içinde de yer alıyor. CFR:Başkan Obama Temmuz 2011 çekilme tarihi hakkında soru soranlara sinirleniyor gibi. Oysa ilk olarak geçen Aralık’taki West Point Harp Akademileri Mezuniyet konuşmasında bu tarihten bahseden de kendisiydi. Afganlar ABD’nin ne yapacağı konusunda tedirginler mi? Daniel Markey:Obama’nın Harp Akademi-si’nde yaptığı bu konuşmasından beri bölgedeki herkes Temmuz 2011 tarihine kilitlendi. Bu tarihin Afganlar, Pakistanlılar, Hindistanlılar ve aslında herkes için çok önemli olduğu konusunda hiçbir şüphe yok. Konuşmanın geri kalanı unutulup gitti ama sadece o tarih insanların kafasında çakıldı kaldı. Afganlar bu tarihin bölgeye dönük Amerikan çabalarının sonu olup olmayacağını merak ediyorlar. Pakistanlılar bunu bir avantaj olarak görüyor. Hindistanlılar ise endişeli. Hindistan hükümetine Temmuz 2011’in “değiştirilemez ve sabit” bir tarih olmadığı ve ABD’nin o tarihten sonra da Afganistan’da kalmaya devam edeceğine dair güvence verildiği konusunda bilgilendirildim. Ancak yine de bu konuda kaygılılar. Zira, ABD’nin Afganistan’dan ayrıldığını olarak görmek istiyor iseler de, Pakistan’ın aksine, çekilmenin tedrici bir çerçevede gerçekleşmesini tercih ediyorlar. Bölgeye çeki düzen verme bağlamında diğer bölgesel güçlerden - doğru ya da yanlış bilinmez ama- daha iyi bir iş çıkarabileceğini düşünenler bile ABD’nin apar topar ayrılmasını istemiyor.
CFR:Pakistan askeri lideri General Eşfak Pervez Kayani ve istihbarat şefi bu hafta Kabil’de idiler. Afgan devlet başkanı Hamid Karzai’yi ne yapmaya ikna etmeye çalışıyorlardı?

Daniel Markey:Ne Pakistan askeri lideri ne de Pakistan istihbarat servisi (ISI) lideri Korgeneral Ahmet Şuja Paşa’nın ne yapmaya çalıştığı tam olarak belli değil. El-Cezire’de bu liderlerin Hakkani örgütü ve Karzai arasında arabulucu görüşmeler yaptıklarına dair haberler var, belki bu konuda konuşmuş olabilirler. Bazı haberler büyük olasılıkla abartı. Ama şu gerçek ki Afganistan’da nüfuzunu genişletmekten Pakistan’ın elde edeceği menfaatler ile Taliban üyeleriyle diyalog kurmanın Karzai’ye sağlayacağı menfaatler arasında bir uyum sağlamaya çalışıyorlar. Karzai’nin barış meclisini toplaması ve temelde eski Taliban üyelerine el uzatma fikrini onaylayan Afgan toplumunun her kesiminden temsilcileri bir araya getirmesinin üstünden çok zaman geçmedi. Netice itibariyle, Karzai bu konuda kararlı görünüyor. Asıl soru, bu kararlılığını ne kadar devam ettirebileceği ve Pakistanlıların tam olarak nasıl bir öneride bulunacağı.

CFR:El Kaide, Hakkani örgütü ve Taliban arasındaki bağlantıdan bahsedebilir misiniz?
Daniel Markey:Eskiden liderliğini Molla Ömer’in yaptığı Hakkani örgütü eski Taliban yönetimiyle uzaktan ilişkisi bulunuyor ve sıklıkla Quetta Şura Taliban Örgütü ismiyle bilinmektedir. Anlayacağınız, 11 Eylül’den ve Birleşmiş Milletler ve NATO’nun Afganistan’a girmesinden önceki süreçte Afganistan’ı yönetenlerin çekirdek kadrosunda bu örgütte yer alıyordu. Hakkani de Taliban gibi uluslar arası güçlerden arınmış bir Afganistan görmek istiyor, ancak resmi anlamda Taliban’ın idaresi altına girme niyeti yok.

Hakkani yapılanması temelde Pakistan’ın Kuzey Veziristan bölgesinde bulunmasına rağmen hem Orta Asya teröristleri hem de El Kaide gibi uluslar arası terörist örgütleriyle sıkı ilişkiler sürdürmekte. Söylentilere göre aktif ya da pasif bir tarzda Pakistan İstihbarat Servisi ile de ilişkileri var. Afganistan’daki Taliban örgütü gibi bu yapılanma da, şiddet eylemlerini Afganistan’daki uluslar arası güçlere ve Hintli kuvvetlere ya da Hindistan’ın bölgedeki tesis ve kuruluşlara karşı yönlendirmesi karşılığında, Pakistan içinde serbest hareket imkanı elde etmiş görünüyor. Ancak Taliban’ın Pakistan kolu temelde, merkez örgüte büyük bir sadakat besleyen ve şiddet eylemlerinin birinci hedefi olarak Pakistan devletini seçen Pakistanlılardan oluşuyor. Pakistan ordusunun, Güney Veziristan’daki şiddet faaliyetlerinden ötürü birinci hedef olarak seçtiği güçler de bu örgütten başkası değil.

Bu gruplar arasında farklılıklar olduğu gibi yakın ilişkiler de mevcut. Fakat yakın ilişkiler muhtemelen daha sorunlu bir nitelik arz ediyor. Mesela, böylesi sorunlu bir ilişki yapısı Pakistan Talibanı’ndan farklı bir nitelik arz eden Pencap’taki Taliban örgütünden kaynaklanıyor. Örgüt, etnik olarak Peştun kökenden gelmemekle beraber, nüfus yoğunluğunun en fazla olduğu Pakistan’ın Pencap şehrinde geniş bir destek tabanı bulunan grupları içinde barındırıyor. 2008 Kasım’ındaki Mumbai saldırısının sorumlu olan ve bütün diğer gruplar arasında Pakistan devleti ve istihbarat servisi ile gelmiş geçmiş en yakın ilişkileri bulunan Leşker-i Taibe gibi yapılanmalar da yine bu örgüt bünyesinde faaliyet gösteriyor. Birçok Pakistanlının en azından pasif bir destek tabanına sahip olduğunu düşündüğü örgütün, diğer bazı yapılanmalarla beraber aşiret bölgelerinde faaliyet göstermesine imkân sağlayacak büyük bir nüfuz alanının da olduğuna inanılıyor. Bu örgütlerin doğrudan Hindistan’daki ve potansiyel olarak da Batı Avrupa’daki ABD’ye ait merkezleri hedef alması, ve en nihayetinde de büyük olasılıkla doğrudan ABD topraklarında saldırı düzenleme ihtimali Washington için büyük bir endişe kaynağı.

CFR:Başkan Obama size danışsaydı, ona tavsiyeniz ne olurdu?
Daniel Markey:Her şeyden önemlisi, özellikle Leşker-i Taibe önemli bir konu. Şimdiye kadar Pakistanlılar tarafından yapılan herhangi bir somut eyleme şahit olmadık. Bu bölgeyi bazı kişiler Güney Asya’nın patlamaya hazır saatli bombası olarak tanımlıyor. Örneğin Times Meydanı bombacısı Faysal Şehzad daha yerel bir yapılanma olan Pakistan Taliban ile ilişkisi olduğunu iddia etmesine rağmen Leşker-i Taibe örgütüne daha fazla odaklanılması gerekiyor. Leşker-i Taibe’yi ve diğer örgütlerle olan ilişkilerini göz ardı etmemeliyiz. Pakistanlıların bizim Afganistan’dan kolay ve itibarlı bir şekilde ayrılmamız için önerdikleri yollardan farklı olarak ben de bunu o kadar kolay bir şey olarak görmemiz gerektiğini söylemek istiyorum. Pakistanlıların anlaşma yapılmasını tavsiye ettiği örgütlerden hiçbiri bizim çıkarlarımızı koruyacak türden örgütlerden değiller. Hakkaniler bunun ilk örneği. İlk amacımız Afganistan’ın yeniden El Kaide’nin faaliyetleri ve benzer türden gruplar için sığınağa dönüşmesine müsaade etmemek olmalı. Hakkani Örgütü Afganistan’ın böyle bir yere dönüşmesini kolaylaştırmak niyetinde olduğunu açıkça gösterdi. Bu yüzden onlarla, bizim temel menfaatlerimize hizmet edecek bir anlaşma yapılabileceği fikrini pek makul bulmuyorum. CFR:General Petraeus’un, Afganistan Taliba-nı’na son verecek Kandahar’daki planlanan saldırının devam etmesinin önemli olduğunu düşünüyorsunuz o zaman?

Daniel Markey:Petraeus kaynakları, birlikleri, stratejiyi ve liderliği kast ederek girdileri olması gerektiği gibi almaya başladığımızı dile getirmişti birkaç kez. Sorun Washington ve daha genel manada Amerikalıların bu gelişmelere destek olup olmaması meselesi. Aynı zamanda Afganistan savaşının en sorunlu zaman dilimi içinde olduğumuzu anlamaları ve sorunları düzeltmek için Petraeus’un McChrystal’ın yaptığından daha iyisini başarabileceğine inanmaları gerekiyor. Şu an tam olarak yapılması gereken bu. Geçen sonbahar çok yoğun bir müzakere devresinden sonra varılan doğru strateji buydu. Ama aslında bu stratejinin çalışıp çalışmadığını yargısına varmak için onu desteklememiz gerekiyor. Bu yazın sonuna kadar değerlendirme için gerekli olan bilgilere ulaşacağız. Ama bu stratejinin çalışıp çalışmadığına dair gerçekten ciddi bir değerlendirme yapmak en az altı ay gerektirecek. Özel Kuvvetlerin gerçekten tam anlamıyla mücadeleye dâhil olarak, Afganistan’ın güneyindeki orta ve üst düzey Taliban militanlarını etkisiz kılmaya başladığına ve onların üzerlerinde baskı oluşturduğuna dair olaylara şahit olduk. Bunlar tabii mücadelenin bir yönü. Politik olan diğer yönü ise pek umut vaat etmiyor, zira Afgan hükümetinin yardımcı bir güç olarak görülmeyip de yağmacı bir kuvvet olarak telakki edildiği bölgelerde yönetimin hakim kılınması zor görünüyor.

www.ekopolitik.org