Gündem Ortadoğu Avrupa Amerika Afrika Rusya-Kafkasya Asya Ekonomi Kültür-Sanat Çevre
Jon Bon Jovi ile şöhret, aile hayatı ve yolda geçen bir hayat

48 yaşında olan Jon Bon Jovi, New Jersey’de doğmuştur. 1984 yılında çıkardıkları 7800 Fahrenheit albümlerinden bu yana Bon Jovi’nin albümleri 120 milyondan fazla satmış ve yaklaşık 34 milyon kişi önünde sahneye çıkmışlardır. Kendisi 21 senelik karısı Dorothea ve dört çocuğu ile birlikte New York’ta yaşamaktadır.

Hilary Rose, The Times Online
18 Temmuz 2010

Eğer bir rock yıldızı olmasaydım bir sirk yöneticisi olurdum. Richard Williams ve Keith Richards kadar iyi görünmek isterdim.
Özel hayatımda sabahları 7’de uyanırım. Yola giderken ise vampir saatlerinde ayakta olurum: gece 4’te yatağa girer öğleden sonra uyanırım. Kapıdan dışarı çıkana kadar bu duruma söylenir dururum ve otel odasına girdiğim anda işte yeniden başlıyoruz der ve atağa kalkarım. Elimde bir çanta ile yaşıyorum. Evimi seviyorum ve klozetim benim için bir hediye.
Dar görüşlü ve kendini bir şey zanneden entelektüeller yüzünden bazen bunalıma giriyorum.
Hayranlarımız bize çok sadık, ama bu bizim ölünecek insanlar olduğumuz göstermez. Birçok jenerasyondan insanlar bizi izlemeye geliyor. Mükemmel mutluluğun ne olduğunu bilmiyorum ama kendi hayatımın, eşim ve sağlıklı olan dört çocuğum bence yeteri kadar iyi bir hayattır. İyi bir evliliğin sırrı fazla evde olmamaktan geçer.
İnsanlar düşündükleri şeyleri biliyormuş gibi yazarlar (benim hakkımda) çünkü onlar izlemek için fazla tembellerdir. Yaptıklarımı yanlış algılarlar. Peki, ne yapacaksın?

Livin’ On a Prayer adlı şarkıyı söylemekten yorulmam.
Kariyerim için birçok fedakârlık yaptım: ruhunu satmak, etrafındakilere fazlasını vermek… tekrar tekrar. Okuduğum en iyi kitap The Monk Who Selled his Ferrari adlı kitaptır. Bu kitap burada ne yaptığımı tam anlamda anlatan kitaptır. Hiçbir zaman eşyalara takıntılı olmamışımdır bu benim göçebe bir hayat yaşamamla ilgili bir durumdur. Acaba çocuklarım benden utanıyor mu? Kendi paylarını isterlerse utanmazlar. Londra, Haziran’da adeta büyülü olur. Burada zaman geçirmek oldukça mükemmeldir. Ailem, arkadaşlarım buraya gelir. Her neyse bu sadece bir fikirdi. Kimin şov yapacağını göreceğiz.

Sağlıklı olduğunuz zaman büyük oynarsınız ve her şey yolundadır.
Dün akşam American Idol şovundaydık. Bu gerçek bir iş değil, bu sadece üç buçuk dakikalık bir iş. Üç buçuk dakikalık bu zaman diliminde her şeyi yapabilir ve bu da çok iyi olur. Partide çok uzun süre kalma. Bunu metaforik olarak söylüyorum. Dışarıda çok fazla kalarak Livin’ on a Prayer turuna sert bir darbe vuramam. Sadece dışarı çıkın. Zirvede olduğunuz zamanı iyi değerlendirin.

Bir tura hazırlanırken fiziksel olarak çok yorulursunuz. Ama bu aynı zamanda eski arkadaşlarla bir barda oturup vakit geçirmek gibidir. İnsanlar benim hakkımda iyi şeyler yazdıkları sürece ne yazdıkları ile ilgilenmiyorum.
Londra’da ilk defa sahne alışımdan önce bir önce ki gecenin günahlarımın affı için Tanrı’dan af dileyerek geçirdim. Bunu şimdi de sürekli yapıyorum. Bu erkenden yattığım ve yatakta oturduğum anlamına gelmez.
Cenazemde Beatles’ın In My Life adlı şarkısı çalınsın istiyorum. Tanrı aşkına tabii ki bir gün öleceğim, hiç kimsenin mutsuz olmasını istemiyorum. Hepsine birer bonus vereceğim konserin sonunda. Saatlerce acı çekecekler elbette. Ben cenazemde Katolik yası ve sessizliği istiyorum.

(Yeni Dünya Gündemi İçin İngilizceden Çeviren: Mahinur Zehra Karahan)