Gündem Ortadoğu Avrupa Amerika Afrika Rusya-Kafkasya Asya Ekonomi Kültür-Sanat Çevre
Çin Afrika’da akıllıca Batı’nın üstesinden geliyor

Çin’in Afrika’daki menfaati genelde doğal kaynaklar arayışındaki yükselen bir ekonomik güç olarak ortaya konuyor. Deborah Brautigam ise bu portrenin Çin ile kıta arasındaki iş ilişkilerinin karmaşıklığını gözden kaçırdığını iddia ediyor. Davison Makanga Amerikan Üniversitesi’nde uluslararası kalkınma profesörü olan Deborah Brautigam ile görüştü.

IPS
18 Temmuz 2010

Cape Town-‘Ejderhanın Hediyesi: Çin’in Afrika’daki Gerçek Hikâyesi’ isimli kitabın yazarı Deborah Brautigam, Avrupa ve ABD’nin aksine Çin’in Afrika’da aynı zamanda önemli bir Pazar gördüğünü savunuyor. Afrika’ya giren tüketim malları ihracatında baskın gelmenin yanı sıra Çin şirketleri tüm kıtada üretim ve altyapı inşasını araştırıyorlar ve yeni kazanç yolları bulup bu işlere girişiyorlar.

Güney Afrika’ya yaptığı son ziyarette IPS’e konuşan Brautigam, Afrika devletlerin, büyük ve küçük iş sahiplerinin ve sivil toplumun üstünlük sağlamak için teyakkuzda kalması gerektiğini söylüyor. Röportajdan kesitler aşağıdadır: Nijerya’da rafineri inşa etmek için son anlaşma hakkında konuşalım: sizin Çin tarafından Afrika’da “kaynak-destekli altyapı kredileri” dediğiniz şeyi bu anlaşma nasıl örneklendiriyor?

Her şeyden önce, bu bir ön anlaşma. Bakılması gereken asıl yer finansmanın olduğu yerdir. Bu anlaşmada (Mayıs) zikredilen bir finansman hususu yok. (Temmuzda ilk rafinerinin finansmanın bazı detaylarına ulaşıldı) Bence Nijerya’da 20 küsur milyar dolarlık projeyi üstlenen Çin bankası çok cesur çünkü evet, Nijerya Demokratik Kongo Cumhuriyetinden çok daha istikrarlı fakat DKC projeleri çok daha küçük projeler. Bence tek bir petrol rafinerisi ile başlayıp sonra işlerin gidişatını görmek çok akıllıca. Şu anda Nijerya’da tüketilen petrol ürünlerinin yüzde 85’i ithal ediliyor ve Nijerya ham petrol ihraç eden bir ülkedir ve bu gerçekten kötü bir durumdur.
Fakat durumun böyle olmasının sebebi siyasidir. Tepedeki birkaç kişi ithal edilen petrol ürünleri üzerinde kontrol sağlamaktan faydalanıyorlar ve bu durumun değişmesini de istemiyorlar. O nedenle bu anlaşmanın sonuca bağlanması bir meydan okumadır. Çin’in Nijerya’ya girmesinin avantajları ve dezavantajları nelerdir?
Nijerya kaynak destekli altyapı kredilerine dair çok fazla tartışmanın yapıldığı bir ülkedir. Benim anladığım Nijerya hükümetinin sonunda bu fikre yanaştığı yönündedir. Belki de Angola’ya ve Çinlilerin orada yaptıklarına bakmışlardır.
Bunu Çinlilere, Hintlilere, Korelilere bunu sundular: yani pek çok Asya şirketi ve hükümeti petrol destekli ticaret yapma, Nijer Deltasında imtiyazlara sahip olma ve bunun karşılığında da altyapı projeleri gerçekleştirme teklifleri aldılar. Bu demokratik Kongo Cumhuriyeti ve Angola’dakinden daha farklı tarzda bir anlaşmadır. Çünkü Angola’da petrol pompalanıyor ve kredileri zaten ihraç ediliyor olan petrolle güvenceye alabiliyorsunuz. Nijerya’da imtiyaz alabilirsiniz fakat oradan petrol çıkarabileceğinize dair bir garantiniz yok ve tabii ki masraflar da var. DKC’de Çinliler sözleşmeye bakır imtiyazının değerlendirilmesi şartını koydular ki böylece orada yeterli bakır olup olmadığından emin olacaklar ve bakır da maliyet etkin bir fiyatta çıkarılabilecek.

Peki, Çin’in sonunda kazanacağı ne olacak? Neden riskli ve karmaşık anlaşmalara giriyorlar?
Bence Çin’in Afrika ile ilişkisine küresel bir aktör olma stratejisinin bir parçası olarak bakmakta fayda var. Bu Çin’in küreselleşmesinin bir parçasıdır. Bunu yeni-kolonyalizm, emperyalizm olarak adlandırabilirsiniz fakat bu merdivenleri tırmanmak ve dünyanın ekonomik gücü olmakla alakalıdır ve bu nedenle Çin Afrika’ya bu hususta bir ortak olarak bakmaktadır.

O halde Afrika’nın çeşitli bölgeleri ortaklık için neler sağlamaktadırlar?
Büyük oranda sağladıkları şey ham maddedir, fakat diğer bir taraftan Afrika kocaman bir pazardır. Batı büyük ölçüde bu rekabetten çekilmişlerdir veya Afrika pazarlarını bıraktılar fakat bu pazarlar gerçekten büyüktür. Çin hemen hemen her sektörde Afrika’ya ihracat yapan tek büyük aktördür. Çinliler Afrika’ya farklı bir şekilde bakıyorlar. Batı Afrika’ya savaş, hastalık, kargaşa ve korkunç şeyleri mekânı olarak ve acınacak bir yer olarak bakıyor ve görüyor. Çinliler ise Afrika’yı tüketicilerin ve iş ortaklarının mekânı olarak görüyor ve bu da farklı bir resim oluşturuyor. Çinli ürünler ve toptancılar Afrika pazarlarında iyice görünür hale geldiler. Afrika ekonomilerindeki rolleri nelerdir? Çinli tüccarlar iki rol oynuyorlar. Olumsuz tarafta, diğer tüccarlarla rekabet ediyorlar. Tanzanya’da örneğin, Çinli tüccarlar Tanzanyalı tüccarların yanı başındaki kaldırımda oturuyorlar, yer fıstıklarını sergiliyorlar, Swahili konuşuyorlar ve müşterileri kendi fıstıklarını satın almaya çağırıyorlar.

Ve bu pek çok ülkede oluyor. Oralarda Çinli birisini görmekten insanlar rahatsızlar ve aynı şeyler küçük dükkânlar için de geçerli. Bu durum, kendi dillerinde konuşan ve yanı başlarında satış yapmalarını istemeyen yerli tüccarlar için ciddi bir rekabet ortaya çıkarıyor. Öte taraftan Çinli tüccarlar müşteriler için daha fazla fırsat yaratıyorlar. Ucuz şeyler getiriyorlar. Bazen kalitesi iyi olmuyor fakat genellikle kalitesi iyi ve müşteriler hangi tüccarlara güveneceklerini öğreniyorlar. Afrikalıların bu tür ürünlere nasıl tepki verdiklerine dair ilginç araştırmalar yapıldı. Bir taklit etme problemi ortaya çıktı- elbette bu tüccarlar seviyesinde fazla bir şey değil çünkü Çin’den gelen Çinliler de Afrika dokumalarını Çin’e götürüyor, orada daha ucuz bir fiyata aynısını üretip geri getirip Afrika’da satıyorlar.

Hükümetler, sivil toplum ve iş dünyası Çin2in getirdiği bu imkanlardan azami derecede istifade etmek için nasıl bir rol oynamalılar? Afrika hükümetleri için kendilerini yoksulluktan kurtarmak için Çinlilerin yaptığı şeyler hakkında daha fazla şey öğrenmek ilginçtir. Onların politikalarını taklit etmek için değil fakat bakıp kendi programlarına uyarlamaları ve yeni şeyler denemeleri gerekmektedir. Geçen yıllarda Çinlilerin yaptıklarından öğreneceğimiz çok şey var. Bu nedenle, Afrika devletlerinin başka tür ortakları olduğunu ve bunu siyaset alanında bir manivela olarak kullanabileceklerini düşünüyorum. Son yirmi otuz yılda Afrika devletlerinin pek fazla siyaset alanları yoktu çünkü belli şartlara bağımlıydılar. Bu sadece yönetişim değil ekonomi politikalarıyla da ilgili bir durumdur. Çinlilerin söylediği şey kalkınmanın farklı yollarının olabileceğidir ve bunun Washington uzlaşısına bağlı olarak gerçekleşmesinin gerekmediğidir.

İş adamlarının yeni ortakları var. Pek çok Afrikalı tüccar Çin’e gidiyor ve Çin mal ve hizmetlerini alıyor ve kendileriyle getiriyorlar. Afrika’nın bazı yerlerine olan şey tüccarların Çin’e gidip onların fabrikalarına bakıp “Bu yapılması zor bir şey değil” demeleridir. Ve Çinlilerden teknik yardım almaya ve fabrikaların kuruluşunda yardımlarına başvurmaya başlıyorlar. Benim Nijerya’da gördüğüm budur mesela. Sivil toplum içinse, Çinlilerin yaptıklarından bir şeyler öğrendikleri zaman hem olumlu hem olumsuz şeyler olacaktır. Herhangi bir yeni ortakla olduğu gibi ortaklarını teyakkuzda tuttuklarından emin olmaları gerekmektedir. Daha fazla şeffaflık için bastırmak isteyecekler, hükümetlerinden bilgi vermesini isteyecekler, ne kadar yardım alınıyor, ne kadar yatırım elde ediliyor, ne kadar ticaret yapılıyor, ne kadar ihracat ürünü var, borçları var mı, ödeyebilirler mi vb. konularda rakamlar isteyecekler. Bunlar demokratik bir toplumun bilmesi gereken şeylerdir ve bu da sivil toplumun vazifesidir. Ve elbette standartların yükseltilmesi ve uygulanması için de baskı uygulamalıdırlar. Bence iyi iş yapıyorlar ama daha iyisini de yapabilirler.

(Çeviri: Ayşen Baylak)