|
|
 |
|
|
 |
Alman İşçileri Eşit Katılım İçin Ücret Kesintilerini Göze Aldı
Alman sendikaları küresel finansal krize karşı kısmi sahiplik yöntemini buldular. Onlar kar paylarına karşılık ücret kesintilerinin kabul edilmesinin, gelecekte üyelerine daha fazla güç ve para sağlayacağını umut ediyorlar.
Der Spiegel,Markus Dettmer
6 Ağustos 2009
Porsche ve Volkswagen grubu arasında yakın zamandaki güç mücadelesi, bir kazanan, bir de kaybeden ortaya çıkardı. Porshe CEO’su Wendelin Wiedeking kaybeden ve Volkswagen CEO’su Ferdinand Piech ise kazanan taraf oldu. Sahne arkasında yer alan bir işçi sendikası başkanı Berthold Huber de (güçlü IG metal iş sendikası başkanı) kazananlar arasında yerini almak istiyor.
Rakipler açık bir şekilde çarpışırken, Huber kendi darbesini sessiz ve gizli bir biçimde hazırladı. Onun planı Volkswagen’da çalışan 380,000’den fazla işçinin, Avrupa’nın en geniş oto imalatçısının paylarını elinde tutmalarını sağlamaktır. Huber; Porsche ve Piech aileleri, Aşağı Saksanyo Devleti ve Katar Emirliğine ek olarak, işçilerin şirket paylarının önemli bir bölümünü ellerlinde tutmalarını istiyor. % 10 oranında bir pay alımını amaçlıyor ve işçilerin Audi’den Skoda’ya kadar birçok grubun kar paylarını göz önünde bulundurmalarını istiyor.
Huber’ın planı havada kalmış gibi gözüküyor. Kar payları nereden gelecek? Kalan hissedarlar niçin işçiler yarar sağlasın diye kendi paylarının bir bölümünden vazgeçecekler? Bir milyarder olan Piech’in bunu kabul etmemesi büyük bir olasılıktır. Veya işçiler alacakları kar payları karşılığında aynı pay için daha uzun bir süre mi çalışmalıdır?
Sendika yetkilileri işçilerin Volskwagen’ın kar payının %10’unu alma hedefini başarma umutlarını gerçek dışı görüyorlar, fakat onlar %2 ya da %3’lük bir kar payı edinme olasılığının olabileceğini düşünüyorlar. Her durumda, Almanya’nın en önemli sendikası, piyasa ekonomisinin temel konusu hakkında tekrar değerlendirme yapılacağı konusunda sinyaller veriyor.
Şimdiye kadar, IG metal üyelerinin çoğunluğu, hisse alımını proleteryanın bilincini sarsmak için sınıf düşmanları tarafından kullanılan bir girişim olarak düşünmüşlerdir. Ancak şimdi finansal kriz bazı şirket sahiplerini hükümet ve sendikalardan yardım dilenmek durumuna getirmiştir. IG Metal bu sorunun sadece Volskwagen’da değil, diğer bazı şirketlerde de işçilerin lehine döneceğini keşfetmiştir.
Huber zaten Schaeffler şirketlerinin sahibi Maria-Elisabeth Schaeffler’den bir taahhüd almıştır. Daha önce devletten alacağı kredileri faiziyle geri ödeyeceğini belirten şirket, kredi alamaması halinde binlerce çalışanı işten çıkarmak zorunda kalacağını açıklamıştı. Schaeffler, kredi konusunda federal hükümet üzerindeki baskıyı biraz daha artırmak için IG Metal İşçi Sendikasına büyük ödünler vererek kendisine destek vermesini istiyor. Yetkililer, IG Metal’in araba parçası üreten Schaeffler şirketine devlet kredisi konusunda destek vermesi halinde politikacıların krediye hayır diyemeyeceğini belirtiyorlar. Schaeffler’in, destek karşısında çalışanlara yönetime katılma hakkı, çalışanların şirkete hissedar olmalarına izin verme ve şirketin yıllık gelir ve giderlerini şeffaf bir şekilde açıklama sözü verdiği bildirildi. Söz konusu şirket şimdiye kadar bu üç talebe tamamen karşı çıkıyordu. Schaeffler şirketinin ve IG Metall şefi Berthold Huber’ın bu konuda büyük ölçüde anlaştıkları alınan haberler arasında. Anlaşmaya göre Schaeffler’in Franken bölgesindeki bilyeli rulman üretilen tesislerdeki işçilerine yönetime katılma hakkı vermesi dikkat çekiyor. Bu amaçla şirkette işveren ve işçi temsilcilerinden oluşan bir denetim kurulunun oluşturulması hedefleniyor.
Daimler ‘de çalışma konseyi, Daimler kar payı içinden toplam değeri 400 milyon dolar olan işçi bonus ödemeleri düşünüyor. Bu arada, ücret kesintilerinin kabulü karşılığında Opel işçileri tüm şirketin kar payının %10’unu talep ediyorlar.
Bu durum bir emsal teşkil edebilir. ‘’Ben ideolojik tabularla değil krizin üstesinden gelmekle ilgileniyorum.’’diye konuştu Huber. İşleri güvenceye almak için, çok daha fazla şirket, işçilerine ücret kesintilerini kabul etme konusunu götürmeli. Şimdiye kadar şirketler ücret kesintileri karşılığında daha fazla yatırım veya iş garantisi vaadinde bulunuyorlar. Şuanda IG Metal seçilmiş durumlarda sermayeden pay almanın kabul edilmesini istiyor.
IG Metal’in durumu Almanya Sendikalar Konfederasyonu tarafından onay aldı. Madencilik, kimya ve enerji sendika başkanı Hubertus Schmoldt bu konu hakkında şunları ifade etti: ‘’Eşit katılım sayesinde işçilere geri döndürülecek ücrete müsaade etmek ilginç bir yaklaşım.’’Almanya Sendikalar Konfedarasyonu üyesi Dietmar Hexel ise işçi sermayesi ve işçinin bilgisi dışında şirketlerin hayatta kalmasının mümkün olamayacağını dile getirdi.
Hizmet sektöründe çalışan işçilerin sendikası Verdi zaten yıllar önce hastanelerin geleceğini güvence altına almak için tasarlanan kolektif bir antlaşma imzaladı. Bu antlaşma uyarınca, hastaneler mali anlamda zorluklar çektiğinde işçilere kar payından verilmesi koşulu ile %10 oranında ücret indirimin gidilebilecektir.
‘’Herkes için öz sermaye’’Muhafazakâr Hıristiyan Demokratik Sendikasının bir üyesi olan eski Ekonomi bakanının bir sloganıydı. Bugün en solda bulunan partiler bile Erhard’ın çığlığıyla kucaklaştılar. Devletleştirmenin yerine, parti işçileri eşit katılıma çağırıyor: ‘’Biz kısmi sahipliğin verildiği işçileri görmek istiyoruz. İşçi sahipliğindeki şirket geleceğin şirketidir.’’
Şimdiye kadar, birkaç şirket Erhard’ın sloganını sahiplendi. Yaklaşık olarak Alman işadamlarının %10’u işçilerine kar paylaşımı teklifinde bulundular ve onlara sadece % 2 oranında özsermaye verdiler.
İşveren dernek ve sendikaları kısmen bu sayının düşük olmasından dolayı sorumludurlar. İşçi sendikaları geleneksel olarak işçi eşit katılımını toplu pazarlık politikası içinde istenmeyen bir müdahale olarak görürler. İşverenlerin işlerini kapatması durumunda, onlar hem işlerini hem de kazançlarını kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kalan işçiler için bu durumun iki yönlü bir risk yaratmasından korkmaktadırlar.
Çok sayıda şirket bu fikir karşısında direnirken, birçokları da hisse sahibi işçilerin gelecekte sosyalizme bir arka kapı oluşturma konusunda anahtar bir rol oynayacaklarına inanıyorlar. Nisan ayında Almanya’daki sosyal demokratlar ve muhafazakârlardan oluşan koalisyon tarafından hazırlanan bir kanun taslağı yürürlüğe girdi. Bu kanun işçi öz katılımı için açık vergi teşvikleri sağlıyor. Gelecekte işverenlerden pay alan işçiler vergilerden ve sosyal güvenlik katkılarından muaf olarak fayda sağlayabilir. Fakat bu program ekonomik büyüme zamanında ayarlandı.
Opel’de çalışma konseyi başı Klaus Franz mevcut durgunlukta büyüme sürecinin dağıtım mücadelesinin sona erdiğini ifade etti. ‘’Bugünkü hedef acıyı dağıtmaktır. Yıllardır, Opel’in yeniden yapılandırılma süreci boyunca işçiler yatırım taahhüdü ve iş garantisine karşılık ücretlerinin bir kısmından vazgeçtiler. Fakat Opel tekrardan kötü bir döneme girdi ve Franz şirketin ayakta kalması için mücadele vermekten uzak. Şimdi biz gelecekte sağlanacak kar için olası bir pay taahhüdü istiyoruz.’’
Opel çalışanları yaklaşık 1,2 milyar avro değerindeki ücret taleplerinden vazgeçme konusunda gönüllüler. Buna karşılık olarak gelecekte Opel’in kar payından %10 alacaklar. Opel’in Alman işletmelerinin çalışma konseyi başkanları hissedar olarak hizmet verirlerken, bir anonim şirket işçilerin paylarını güvende tutacak.
Yeni stratejiyi uygulamak kolay olmayacak. Opel’de 25,000’in üzerindeki işçi bir paylaşım konseptini kabul etmek zorunda kalacak. Fakat katılım ne kadar gönüllü olacak? Karların ve payların dağıtımı için temel olarak ne hizmet verecek? Bireyler payları üzerinde ne kadar kontrol sahibi olacaklar? İşçilerin alacaklarının israf edilmemesi için hangi adımlar atılacak? Çalışma konseyi bir şirkette temel sermayedar olarak ilave yönetime katılma ve oy hakkından zaten feragat etti. Ancak başka bir sorun IG Metal başkanı Huber’i kaygılandırıyor: İşçilerin müşterek malik olmasından daha öteye gitmesi nasıl engellenebilir? Huber işçilerin kapitaliste dönüşmeleri halinde en azından istikrarlı ve sorumlu sermayedar olarak yeteneklerini göstermeleri gerektiği üzerinde durmuştur. Huber Siemens örneğini işaret ederek şunları söyledi: ‘’Stok fiyatı ikiye katlandığında, birinin payını satmak çok caziptir.
2006 yılında Siemens şirket toplantısında, CEO Klaus Kleinfeld tüm işçilerin 1969’dan buyana işçi stok programıyla bağlantı içinde aldıkları payları ellerinde tutmaları halinde, toplu olarak çok uluslu şirketlerin sermayelerinin %20’sine sahip olacaklardır. Gerçek yüzde daha düşüktür.
Çok sayıda şirket işçilerinin hisse sahibi olması konusunda taşıdıkları korku sadece ideolojik nedenlere dayanmamaktadır. Birçok durumda, eşit katılımın hem işçi için hem de işveren için birçok sakıncaları bulunmaktadır. Örneğin Daimler hala gelir olarak vergilendirilmiş olan işçilerin yeni paylarından sakınma yollarını arıyor.
Aynı zamanda, eşit katılım modelleri finansal krizde çifte yarar sağlanması teklifini sunuyordu: Onlar şirketlere likidite sağlar. Geçmişte işçiler karlarından veya ücretlerinden vazgeçme kararı aldıklarında onlar şirketin finansal durumunun iyileşmesi durumunda fedakârlıklarının bedelinin fazlasıyla karşılaşmasıyla umutlandırıldılar.
Bu gibi taahhütler rezervlerin oluşturulmasını gerektirir. Diğer yandan da şirket içinde bir eşit katılım olarak bırakıldığında, sonradan kendi eşit sermayesi bunun bir sonucu olarak artar. Bu da şirketlerin bankalardan kredi alma durumlarının kolaylaşmasına neden olur.
Bu durum Batı Almanya’da bir aile şirketi olan Sorpetaler Fensterbau ‘in başkanı Eduard Appelhans tarafından deneyimlenmiştir. 20 sene önce işçilere katılımı sunduğunda, şirket gerçekten eşit sermayeye sahip değildi. Bugün eşit oran %20’ye yakındır ve şirketin yaklaşık olarak 60 işçisi payın %75’inden daha fazlasına sahiptir. Geçen 20 yıl içinde, Appelhans işçilerine kar payının içinden 2 milyon avro’dan daha fazlasını dağıttı.
‘’İnşaat sektörü devamlı kriz içinde, ancak işçilerin katılımı sayesinde biz hayattayız.’’diye konuştu Appelhans. Onun şirketinin yüksek sermaye oranı, kredi itibarını da arttırmaktadır. Yaklaşık olarak altı milyon dolarlık toplam varlık değeri ile, Appelhans yakın zamanda 1,5 milyon dolarlık yeni bir mekanizma kazandı. Appelhans bu model ile finansal krizde hayatta kalacaklarını dile getirdi.
Çeviren: Emel Serbakan
|
|
|
|
|
 |
|
|
|